Diyabet (Şeker Hastalığı) ve Rehabilitasyonu

Diyabet; tüm dünyada hızla yayılan, tüm yaş gruplarında görülebilen, hayati organlarda kalıcı hasarlara sebep olabilen karbonhidrat, yağ ve protein mekanizmalarındaki bozuklukla karakterize bir sendrom olup insülin salınımı, insülin etkisi veya bu iki faktörde de bozukluk olması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Diyabet yaşam kalitesini azaltmakla birlikte iş gücü kaybına ve ciddi sosyoekonomik sorunlara yol açmaktadır. Diyabetli hastalarda oluşan özellikle kas iskelet sistemiyle ilişkili komplikasyonlarda fizyoterapistler yaşam kalitesini artırmaya yönelik uygun egzersiz programını düzenleyen ve uygulayan sağlık personelleridir. 

Diyabetli hastalar genellikle kilo kaybı, görmede bulanıklık, idrar yolu enfeksiyonları, mantar enfeksiyonları, sık idrara çıkma, kaşıntılar, ayaklarda uyuşma ve yanmalar, yorgunluk ve dudaklarda-ciltte kuruma gibi şikayetlerden yakınırlar. Ayrıca ailesinde diyabet olanlar, fazla kilolu olanlar, kalp hastalığı bulunanlar, sedanter yaşam tarzı denilen hareketsiz yaşam tarzına sahip olanlar, hipertansiyonu olanlar, kolesterolü olanlar, 45 yaş üstünde olanlar ve 4 kg üzerinde doğum yapanlar diğer bireylere göre diyabet açısından daha büyük risk altındadır. 

Diyabetin başlıca 2 tipi vardır. Bunlar; tip 1 DM ve tip 2 DM olarak bilinir. Tip 1 diyabet 30 yaş altında zayıf olan kişilerde sıklıkla gelişen bir hastalık olup genellikle belirti vererek başlar. Tip 2 diyabet ise 30 yaş üstü obez kişilerde gelişen bir hastalık olup ailesel diyabet hikayesi olanlarda genellikle belirti vermeden başlayıp yavaş ilerleme gösterir. 

İnsülin eksikliği ve ilaç sebebiyle ortaya çıkan ve tedavi edilmediğinde ciddi olumsuz sonuçların ortaya çıktığı durum diyabetik ketoasidoz olarak adlandırılır. İnsülin/glukagon oranının düşmesiyle ortaya çıkan bu durumda hipotansiyon, taşikardi ve takipne görülür. İnsülin dozunun fazla uygulanması veya zamanında uygulanmaması, aşırı egzersiz vb durumlarda glikoz kullanımının artması ve yetersiz karbonhidrat alınması durumlarında kan şekerinin 50-60 mg/dl altına düşmesiyle hipoglisemi ortaya çıkar ve bu durum halk arasında düşük şeker olarak bilinir. Hipogliseminin hafif belirtileri kan şekerinin 70 mg/dl olduğu durumlarda halsizlik, solukluk, terleme, soğuk ve nemli cilt, çarpıntı gibi belirtiler vererek ortaya çıkar. Orta belirtileri de kan şekerinin 50-70 mg/dl arasında olduğu baş ağrısı, halsizlik, uyku hali, dikkat bozukluğu ve ruhsal değişiklik gibi belirtiler vererek ortaya çıkar. Ağır belirtileri ise kan şekerinin <50 mg/dl olduğu koma belirtisiyle ortaya çıkar. Ayrıca diyabetik hastalarda yaşam kalitesini düşüren, iş ve güç kaybına neden olan ve ölüm riskini artıran kronik komplikasyonlar olarak retinopati, nefropati, nöropati, kalp damar hastalıkları ve diyabetik ayak sayılabilir. Retinopati diyabetli hastaların yaklaşık %50’sinde görülürken nefropati böbrek fonksiyonlarının bozulmasıyla oluşan bir tablo olup diyabetli hastaların %5-50 arasında görülür. Nöropatide ise duyu kaybı, ısı algılama kaybı ve uyuşukluk gibi durumlar ortaya çıkar. Diyabette kalp-damar hastalıkları en önemli ölüm nedenleri arasındadır. Diyabetik ayak amputasyonlara sebep olan bir durum olup ilaç kullanımı, travma, ayakta deformiteler, sigara kullanımı ve ayak bakım sorunları olan diyabet hastalarında daha sık ortaya çıkar. 

Diyabet Tedavisi

Diyabet hastaları sağlıklı ve uzun yaşamak için iyi tedavi olmalıdırlar. Tip 1 diyabetli hastalara sık aralıklı ve çoklu doz insülin tedavisi uygulanırken tip 2 diyabetli hastalarda ağızdan şeker düşürücü haplar ve insülin enjeksiyonları gerekebilir. Ayrıca diyabet eğitimi, sağlıklı ve dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve iyi bakım diyabet hastalarında tedavinin olmazsa olmazlarındandır. 

1- Diyabet Eğitimi ve Psikososyal Destek

Diyabet eğitimi hastaların diyabet konusunda bilinçlenmesi için gereklidir. Hastalar ilaçları ve insülini doğru ve zamanında kullanmayı, kan şekerini ölçmeyi, kan şekerinin düşük veya yüksek olduğu durumlarda yapılması gerekenleri, ayak ve vücut bakımının nasıl olması gerektiğini öğrenmelidirler. 

2- Farmakolojik Tedavi

İnsülin ve insülin dışı kan şekeri düzenleyici (antidiyabetik) ilaçlar diyabetin farmakolojik tedavisinde kullanılan ilaçlardır. İnsülin glikozun hücre içine girişini sağlar ve glikojen depolanmasını artırır.

3- Yaşam Tarzında Değişiklik

Diyabet hastaları sağlıklı ve düzenli beslenmeli, düzenli uyumalı ve düzenli fiziksel aktivite yapmalı, sigaradan kaçınmalı, alkol almamalı ve stresten uzak durmalıdırlar.

4- Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

Hastayı fiziksel aktivite konusunda eğitmek, egzersiz programı hazırlamak ve uygulamak, diyabetin kas iskelet sistemi üzerine etkilerinin olduğu durumlarda fizyoterapi uygulamak fizyoterapistin diyabet konusundaki rolünün önemini ortaya koymaktadır. Fizyoterapistler hastanın kapsamlı bir şekilde hikayesini almalıdırlar. Sıcak ve soğuk uygulamaların güvenli bir şekilde uygulanması için duyu değerlendirmesinin dikkatle yapılması gerekir. Değerlendirme sonrasında hasta için fizyoterapist tarafından egzersiz programı oluşturulur, uygulanır ve hastaya öğretilir. 

Diyabet hastalarına; koruma, glikoz kontrolünü sağlama, ideal kiloya ulaşma, ağrının azaltılması ve ayak problemlerini önleme amacıyla fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulanır. Diyabette egzersizin amaçları kas kuvvetini artırmak, kilo kontrolü sağlamak, osteoporoz riskini azaltmak, dengeyi sağlayarak düşme riskini azaltmak ve insülin duyarlılığını artırmak olarak sıralanabilir. Klinik olarak stabil olan bütün diyabet hastalarında egzersiz yapılabilir. Ancak özellikle kalp hastalığı riski taşıyanlar hekim kontrolünden geçmeden egzersiz yapmamalıdır. 

Diyabet hastalarında tek tip egzersizlerden kaçınmakla birlikte daha çok büyük kas gruplarını içeren yürüme, yüzme ve bisiklete binme gibi aerobik egzersizler tercih edilmelidir. Egzersizler günde 5-10 dakikadan başlayıp 30-45 dakikaya kadar uzatılarak haftada 3-4 gün uygulanmalıdır. Egzersizin şiddeti hastaya göre değişmekle birlikte orta şiddette olmalıdır. Egzersiz öncesi ve sonrasında 5-10 dakikalık ısınma ve soğuma fazları mutlaka olmalıdır. Esneklik, kardiyovasküler sisteme yönelik egzersiz, kuvvetlendirme, duyu ve denge eğitimi diyabet hastalarında tercih edilmesi gereken egzersiz eğitimleridir. 

Egzersiz sırasında göğüste ağrı hissi, mide bulantısı, düzensiz kalp ritmi, kas ve eklem ağrısı, sersemlik veya baş dönmesi, solunum problemi veya düşük eforlu aktivitede bile çok yorgunluk hissediliyorsa egzersiz eğitimine ara verilmelidir. Egzersiz sırasında hipoglisemiyi (kan şekerinin düşmesini) önlemek için aç karnına egzersiz yapılmamalı, egzersizden önce 30-60 dakika önce karbonhidrat alımı yapılmalı ve egzersiz uzarsa egzersiz sırasında karbonhidrat alımı yapılmalıdır. Egzersizden sonra hiperglisemiyi (kan şekerinin yükselmesini) önlemek için egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında kan şekeri düzeyi incelenmelidir. Ayrıca egzersizler sırasında nefes tutulmamalı (valsalva manevrasından kaçınmalı) ve egzersizler solunumla kombine yapılmalıdır. 

Retinopati görme kaybına neden olan bir hastalık olup retinopati gelişmiş olan hastalara şiddetli olmamak şartıyla aerobik ve dirençli egzersizler verilmelidir. 

Diyabet hastalarında sıklıkla nöropati gelişmekte olup nöropati daha çok alt ekstremiteleri etkilemekte ve yürüme ve denge fonksiyonlarında olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Duyusal nöropatide distalde eldiven-çorap tarzında dokunma-vibrasyon duyusu kaybolur. Motor nöropatide ise özellikle ayakta kas kuvvetleri azalmaktadır. Nöropatik ayakta sıklıkla pes planus, pes kavus, halluks valgus, halluks limitus, çekiç parmak ve nöropatik eklem gibi ayak deformiteleri oluşmaktadır. Otonomik nöropatide ise istirahat taşikardisi, iskemi, enfeksiyon ve nöropatik ayak gelişir. Nöropati olan diyabet hastalarında ağırlık aktarılan aktiviteler yerine ağırlık aktarılmayan aktiviteler tercih edilmeli, duyu eğitimi, kuvvetlendirme ve denge egzersizleri verilmelidir. Ayrıca hidroterapi, infraruj, lazer, ultrason, ultraviole, ortezleme ve elektrik stimülasyonu yara iyileşmesi için sıklıkla kullanılan fizyoterapi yöntemleridir. 

Nefropati gelişmiş bireylerde egzersiz sırasında kan basıncı takibi yapılmalı ve sistolik kan basıncının 200 mmHg üzerine çıkmamasına dikkat edilmelidir. Bu bireylerde aerobik egzersizler tercih edilmelidir. 

Kardiyovasküler komplikasyonlar ölüme neden olan ciddi komplikasyonlar olup inme ve kalp krizi risklerine karşı egzersiz sırasında dikkatli olmak gerekir. Bu sebeple hipertansiyon ve kolesterolü olan ve sigara kullanan hastalarda egzersiz programı oluştururken ve uygularken dikkatli olunmalıdır. 

Bilgi ve Randevu:

Uzm. Fzt. Cihan Cicik

Tel: +90 545 321 4545

E-Posta: cihancicik@hotmail.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s